Anasayfa Ürün Haber Vitrindekiler Röportajlar Teknik Makale ve Raporlar Etkinlikler Duayenler Firma Rehberi Fuarlar Ürün Pazarı
Kullanıcı Adı
Şifre

   Yeni Üye | Şifremi Unuttum
AKPA Alüminyum A.Ş'den Büyüten ve büyüleyen yatırımlar



AKPA ALÜMİNYUM YATIRIMLARI BÜTÜN HIZIYLA DEVAM EDİYOR...

 
ALÜMİNYUM VE BAKIR SEKTÖRLERİ GELİŞİM ÇALIŞTAYI’NDA BİR ARAYA GELDİ
 
9. İMMİB ENDÜSTRİYEL TASARIM YARIŞMALARINI KAZANAN PROJELER
 
9. İMMİB ENDÜSTRİYEL TASARIM YARIŞMALARI’NDA 29 PROJE ÖDÜL ALDI
 
Başkent Ankara’da İncek Prestij Yükseliyor. Gri Şehir Mantığı Tarih Oluyor...
 
Dap Yapı Bir Mükemmelliğe Daha İmza Atıyor...
 
950 Milyon TL’lik Yatırım Hayata Geçiyor.
 
One Tower projesine ilk Leed Gold Sertifikası!
 
http://www.4elkalip.com.tr/
Toplam Ziyaret : 2282074
   Duayenler Astaş Alüminyum   Şahap KIRAN Alüminyum Sektörünün Duayen Yöneticisi Şahap KIRAN ET: 30-09-2010 Yazdır   Tavsiye Et
 

Sanayici, tüm gününü çalışmaya ayırır. Çünkü başka türlü mutlu olamaz.


Sanayicinin bir sevgilisi de makinasıdır.


Biz çocuklarımızı da kendi düşüncemiz doğrultusunda yetiştirmeye çalışıyoruz. Benim oğlum tahsilini İstanbul’da ve  mastırını Amerika’da yaptı, buraya geldi.  Ortağımın çocukları da en iyi şekilde tahsil yaptı. Biz onlardan aldığımız enerji ile bu işe devam etmeye kararı verdik. Yoksa ne gereği var? Çalışmışız, kazanmışız. Paralarımızı afiyetle yerdik.

ASTAŞ Alüminyum’un sahibi Şahap KIRAN, 1942 Bayburt doğumlu. 1965’de İstanbul İktisadi Bilimler Akademisi’nden mezun olduktan sonra, bir süre devlete ait bir kuruluşta, bir süre de özel bir şirkette çalışmış. 1974 yılında önce pirinç, sonra da alüminyum işine girmiş. 1978’de iki  ortağı ile birlikte ASTAŞ Alüminyum’u kurmuş. Üretim, kalite kontrol ve satış konularını çok yakından takip eden, eğitime çok önem veren Şahap Bey, aynı zamanda iyi bir briç oyuncusu.

Evli ve bir erkek çocuk babası olan Şahap Bey ile fabrikasındaki ofisinde konuştuk.


Öncelikle sizi tanımak isteriz.


1942 de Bayburt’un  Beşpınar köyünde doğdum. Orta öğrenimimi Erzincan’da tamamladıktan sonra, 1965’de İstanbul İktisadi Bilimler Akademisi’nden mezun oldum.  Daha sonra askerliğimi tamamladıktan sonra bir süre  devlete ait bir kurumda ve sonra da İstanbul’da özel sektörde çalıştım. 1974 yılında Orhan Bey, ben ve Kadir İshakoğlu 3 arkadaş ortaklaşa pirinç çubuk işine girdik. Bir müddet sonra pirinç işini çok cazip görmediğimiz için 250 tonluk küçük bir bir presle alüminyum işine başladık. 1978 yılında, Kadir Bey’den ayrılarak,  Orhan Bey’le birlikte ASTAŞ alüminyumu kurduk. Bayrampaşa’da çalışıyorduk. Daha sonra Avcılar’daki fabrikayı yaptık. Avcılar'daki üretim Bayrampaşa’ya nazaran çok yüksekti. 1600 tonluk bir presle, eloksal tesisi kurduk. Aylık 400 ton üretim gerçekleştiriyorduk. Bir müddet sonra,  İstanbul’da üretim yapmanın problem olduğunu  görmeye başladık. Bizim gibi ağır sanayi üretimi yapan tesislerin İstanbul’da yaşaması açıkçası zordu. Bu nedenle, aldığımız karar üzerine Çorlu’daki tesisin temellerini attık. 2003 yılında tesisi açtık ve üretime başladık.Burada yaptığımız yatırımın teknik anlamda yüksek olmasını istedik. Düşük teknolojiyi hiçbir zaman kabul etmedim. Hocam Suat Keskinoğlu derdi ki, “Gelişme şudur: Sen gelişmemiş bir ülkenin firması olabilirsin ama sen gidersin gelişmiş bir ülkedeki teknolojiyi alır gelirsin para verirsin, ve aynı seviyede mücadele edersin.” Biz en iyi makine neredeyse oradan aldık ve tesisimize koyduk. Eloksal da, bütün makineler de aynı şekilde. Sadece en iyi teknolojiyi yakalamaya çalıştık. Bunu iyi bir yatırımcı gözüyle değerlendirmek lazım. Bugün yaptığınız yatırım size pahalı gelebilir. İyi teknolojinin sağladığı verim, yatırım harcamalarını rahatlıkla karşılar. Bunlar sizin piyasada daha iyi seviyede olmanızı sağlar.

Yıllardır ciddi anlamda bir büyümeye gösteren bir firmanın yönetimindesiniz. Bu başarının sırlarını bizimle paylaşmak ister misiniz?

Üreticinin ilk elde etmesi gereken tek şey, iyi bir makinedir. Bugünkü çağda yapılan tüm makineler akıllı makinelerdir. İyi makine aldığınızda, bu makinelerden iyi derecede anlayan insanları da almak zorundasınız. Yani sadece makine almak bir şey ifade etmez. Mücadele edecek, birebir işinizin içinde olacaksınız. Ben bu fabrikada her çıkan profil ile ilgili tüm bilgileri detaylı olarak bilirim. Hangi saatte, hangi şartlarda, nasıl, ve ne kadar üretim yapıldığını  birebir yaşayarak görürüm.  Bunu bilmek zorundayım. Bu nedenle de, Örneğin bir ton üretilmesi gereken mal, 700 kiloya düşmüşse, bunun nedenini mutlaka öğrenirim. Bunu eloksalda da yaparım, teknik işlemde de yaparım. Bir profilin işlenmesi nasıl olur, ne kadar zamanda olur, bunların hesabını yapmak zorundasın. Alüminyum sektörü diğer sektörler gibi değil. Birebir işin içinde olmanız lazım.Çünkü sektör yüksek kazançla çalışmıyor. Hatalarımız oluyor ama bunu en aza indirmek lazım. Tozu toprağı para eden bir malzeme olduğu için kolay kolay problem yaşamazsınız. Eğer kumar oynamıyorsanız işinizde batmazsınız. Ticari kumar oynamazsanız bir şey olmaz. Sektörde başarılı olmak için işletmenizi iyi tanıyacaksınız, eksikleri görüp, yerinde müdahale edeceksiniz.


66

Bu işe başladığınızdan beri sektörün zirvesinde aynı isimler var. Tonajlar artsa da, üretim gücü gelişse de isimler aşağı yukarı aynı. Bu isimlerin başında Astaş Alüminyum da var. Bu durumun önümüzdeki dönemlerde de böyle olacağı  görünüyor.

Sanayici olarak paranız vardır. Örneğin, gidersiniz otomotiv sektöründen bir firmaya ortak olmak istersiniz, Büyük paranız vardır olursunuz. Alüminyum ise çok ayrı bir şeydir. Diğerinde her türlü ekibi kurarsınız profesyonel anlamda ama alüminyum işinde bunu yapamazsınız. Beğenmediğiniz zaman yer değişimini hemen yapmak istersiniz ama alüminyum işinde hemen yapamazsınız. Alüminyum sektöründe iş sahibi işin başında değilse kesinlikle başarılı olamaz. Bazen bizde de,. “İşin başına profesyonel insanlar getirelim, ekibi daha modernize edelim”  şeklinde görüşler ortaya atılıyor. Bunları yapmak parayla olan bir şey. Yaparsınız. Ancak, bu işin en önemli püf noktası firma sahibi olarak, işinizi asla başkalarına bırakmamanızdır.. Ya da işinizin çok yakın takipçisi olacaksınız.

Belli seviyeye getirdiğiniz bu tesisin halen başındasınız. Genellikle firma sahibinin arkasından gelen neslin pek başarılı olmadığı düşünülür. Siz bu konuda ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Biz çocuklarımızı da kendi düşüncemiz doğrultusunda yetiştirmeye çalışıyoruz. Benim oğlum tahsilini İstanbul’da ve  mastırını Amerika’da yaptı, buraya geldi.  Ortağımın çocukları da en iyi şekilde tahsil yaptı. Biz onlardan aldığımız enerji ile bu işe devam etmeye kararı verdik. Yoksa ne gereği var? Çalışmışız, kazanmışız. Paralarımızı afiyetle yerdik. Ama eminiz ki, onlar burayı daha iyi yerlere getirecek, ve kendilerinden sonra gelecek nesile de bizim onlara gösterdiğimiz titizlikte yaklaşarak bildiklerini ve tecrübelerini öğretecekler. Biz bütün ömrümüzün tecrübesini buraya getirmişiz. Yapımız böyle. Sürekli kontrol ediyoruz, en ufak ayrıntıları bile atlamamaya çalışıyoruz. Bu titizliği, işimizin ilk gününden itibaren gösteriyoruz. Müşteri defterimi bir adamım tuttuğu zaman, ben de mutlaka sorular sorar, bilgi alırım. Alüminyum işinde,  sene sonunda “getirin bakayım, ne kadar kar etmişiz?” diyemiyorsunuz. Bizim gibi sektörlerde mutlaka bizim gibilerin de  işin başında olmaları  ve çocuklarının eksikliklerini, gerekirse  tatlı-sert ama kırmadan anlatmaları gerekiyor. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz.  Bu sayede de başarılı oluyoruz. Başarısız olsaydık zaten bu seviyelere gelmezdik. Çok şükür evlatlarımız en iyi şekilde bizlerden görevi devraldı.  Halen gece yarılarına  kadar çalışıyorlar. Burada her birey üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapıyor. Her konuyu ekipçe çözüyoruz. Bütün gün plan/program yapıyoruz. Tam bir profesyonel anlayış hakim.

Alüminyum işi gerçekten size göre meşakkatli bir iş mi?

Meşakkati olmayan bir iş yok.. Sanayicilik gerçekten zor ama bir o kadar da zevkli bir iştir. Her şeyden önce sanayici olarak karnınızın ağrımadığı gün yoktur. Ona alışacaksınız. Ama her gün mutlu olacağınız bir şeyle mutlaka karşılaşıyorsunuz. Sahilde yatıp, bütün gün “hayat ne kadar güzelmiş” diyen bir sanayici olmaz zaten. Sanayici tüm gününü çalışmaya ayırır. Çünkü başka türlü mutlu olamaz. Yani, “dinleneyim, keyif yapayım” diyebileceğiniz çok şey yoktur. Çünkü siz çalışma hayatını tercih etmişsiniz.Şayet,  bunu en iyi şekilde yapıyorsanız sizden mutlusu yoktur zaten. Ben bugün fabrikama iki saatte gidiyor iki saatte geliyorum. Düşünün, sadece para için bunlar yapılır mı? Bir hedefiniz var. Biz bu toplumdan para kazandık ama bu topluma karşı, sanayici olarak da bir görevimiz var. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Dışarıya gidip baktığımızda,  “ne kadar güzel tesisler” diyoruz. Biz bunları görerek bu fabrikayı kurduk. Bize böyle bir görev verilmiş. Bundan para kazanıyorsak, yurttaş olarak biz de bir şeyleri en iyi şekilde yaparak bu borcumuzu ödemek zorundayız. “Ne güzel, para kazandım, Bodrum’da gidip yiyelim” demeye  vicdanım el vermez. Her çalışanınla, her şekilde konuşuyorsun, makinenin yanına gidip dinliyorsun, gerekirse konuşuyorsun, eksik çözmeye çalışıyorsun ve bir bakıyorsun güzel bir gün geçmiş yine.

Alüminyumu bu kadar seviyorsunuz. Dünyaya tekrar gelseniz yine bu mesleği mi tercih edersiniz?

Ben sanayici olmayı seviyorum, üretmeyi seviyorum, faydalı insan olmayı seviyorum. Üretimi seviyorum. Bugün ne iş olursa olsun, aynı şekilde onu da severim. İşin içinde üretmek olsun. Üretiliyorsa bu malzemenin en iyisi bir yerlerde ya da şöyle diyeyim,  standartlarında üretiliyorsa ben bunu üretmek için uğraşırım. Bunu başarmak için uğraşırım. İşte sanayicilik budur. Kalite kontrol nedir bunu siz öğrendiyseniz personele de öğreteceksiniz. Bilmeyene öğreteceksin. İşçin, şefin, mühendisin hepsi bu işten sorumludur. Bizim kimden farkımız var? İşte bunları görürseniz farkınız olur. Bana göre ürettiğinden mutlu olacaksın.

Zamanında yapılan bir üretimden bahsetmek istiyorum. Zamanında biz 50’lik perde rayı üretiyorduk. İlk başladık metresi 250 gram. İkincisi daha düşürdü, diğeri düşürdü bir baktık ki 180 gramlara gelmeye başladı. Orada biz frene bastık ve “biz bunu üretmiyoruz kardeşim” dedik. Bize neden üretmiyorsun? Diyenlere, “kendimize kötü söz getirecek bir işi burada yapmadık, yapmayacağız” diye söyledik. Yoksa amaç para kazanmaksa bugün o işi yapıyor olurduk. Adam asacak perde rayını bir bakacak kafasına düşmüş. Benim sohbet ettiğim bir firmada yine böyle bir konu geçmişti. Doğrama profillerini incelt sürekli incelt. Olmaz diyorsunuz kurtarmaz diyorsunuz verim alamazsınız diyorsunuz ama adam illaki incelt diyor. Bende dedim ki, “Siz önce doğru ölçü almayı, doğru montaj yapmayı öğrenin, bırakın malzemenin inceliğini hafifliğini.” Bütün fabrikalar zamanında bunu söyleseydi, bugün belki inşaat piyasasında bu kadar zor durumları yaşamazdık. Bu yüzden alüminyum doğrama piyasası çok kötü günler geçirdi. Sen neden vatandaşın malzemesini rezil ediyorsun ki? Sen insanları dolandıracaksan bu işi neden yapıyorsun? Sen, sattığın maldan dolayı insanları mutlu edemiyorsan neden bu işi yapıyorsun ki?


aa

Türkiye’nin en ciddi firmalarından birinde olduğumu biliyorum. Zamanında kaybettiğimiz, ya da koruyamadığımız birçok sektör ürünü oldu. Bunlar yıllarca hep hafızalarda soru işareti olarak kaldı. Neden bu konuda etkili çalışmalar yapılamadı?


Bu konuda, dernek ve sektör olarak sürekli konuştuk. Normları getirdik, “standartlar şu şekilde olsun” dedik bunların hepsi masa başında kaldı. Bu bir kültür meselesi. Bundan sonra düzelmez. Bundan sonra, kendi başına bir şeyler yapan firmalar başarılı olacaktır. Biz de bu konuda, özellikle sistem konusunda Spectral serisini yaptık. Bu sistem tutuldu. Ciddi yatırımlar yaptık. Böyle bir sektörde, bu sistemin tutacağına inanıyorum. İnsanlar artık kalite istiyor, ısı yalıtımı istiyor, kalite istiyor. Türkiye bu işi çözecek. 10-15 sene önce Fransa’da bir alüminyum gezisine  katılmıştım.  Oradaki toplantı sohbetlerinde dedim ki; “Biz, Türkiye olarak bu alüminyumun hamallığını yapıyoruz. Siz de bu işi bize vereceksiniz.” O zamandan bugüne Türkiye’nin ihracat seviyesine bakın, ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz. Daha önceden pencere kapatma işini yapsın istiyor. İnsanların artık parası var. Kültürel olarak insanlar bir takım güzel şeyleri istediği zaman sorgulama başlıyor. Bu uzun zaman alsa da yine başarılacak.

Alüminyum doğramaların evlere girmesi sanırım yine de bayağı bir zaman alacak?

Zaman alsa da yapılmayacak bir şey değil.Bu işin çözümü biraz da küçük esnaftan geçiyor. Çünkü yoğunluk onların elinde. Alüminyumu ve alüminyumun getirdiği avantajları insanlara anlatılabilirse, o zaman evlere de rahatlıkla girecek. Yoksa bir gün gelecek onlarda yok olup gidecekler. “Merdiven altı üretim” diye bir şey kalmayacak. Çünkü profesyonel firmalar, geleceği iyi takip edenlerin gayretleriyle oluşacaktır. Bu şekilde yürüme şansı yok. Büyümek gelişmek gerekiyor.
Türkiye Avrupa’nın hala fason üreticisi durumunda mı?

Aslına bakarsanız onlardan çok şey öğreniyoruz. Bugün bizim yurtdışına malzeme satışımız çok ciddi seviyelerde. Onların istediği normlar, standartlar var, uyguluyorsunuz. Sürekli denemeler yapıyorsunuz. Onun dışında farklı normlar istiyorlar. Biz de onu çözmeye çalışıyoruz. Başka türlü, kendi isteğiniz doğrultusunda ürettiğiniz malzemeyi ancak sizin gibiler alır. Onların istediğini ürettiğiniz sürece, onların standartlarına ulaştığınız sürece başarılı olacaksınızdır.  Bugün Almanya’ya malzeme satmak çok zor. Çok ciddi olmak lazım. Hassas DIN normlarında üretim istiyor. İstediği normlarda üretimi gerçekleştirdiğiniz zaman bir şeyleri çözmüş oluyorsunuz. Bu şekilde büyüyorsunuz. Bizim gibi firmalar neredeyse yarı yarıya dışarıya malzeme satıyor.

Ekonomik krizden ne kadar etkileniriz?

İhracat yapanlar pek etkilenmez. Kendimiz hiçbir zaman piyasadan döviz satın alarak borç ödemedik. Gelen dövizimizle  ödeme yaptık. Doların bu şekilde birden bire yükselmesi, borcu olan firmaları tabii ki etkileyecektir. Ama eminim sektörümüz bunun önlemini almıştır. Astaş Alüminyum olarak pek etkilenmedik. Bundan sonra çok daha fazla büyüyeceğini sanmıyorum. Hele de bu yaygaranın Türkiye’yi çok fazla etkilememesi lazım diye düşünüyorum. 10 milyar bankalarımız kazanmış, özel sektörümüzün durumu belli.  Hayır ne oluyor da, bu kadar rahatsız oluyorsunuz? Gelir dağılımının bozukluğu alışverişi azaltır veya yapılamaz hale getirir. Hükümet bununla ilgili önlemleri mutlaka alacaktır. Önümüzde mahalli seçimler var.  Hükümet, doğal olarak harcama yapacaktır.. Bu da, piyasaları biraz.rahatlatacaktır. Dövizin bu noktalara gelmesi bana göre çok iyi. Ülke olarak korkmamamız lazım. Bizler ihracat yapıp zaten para kazandırırız. Bu sıkıntıyı dünyanın çekmesinin en büyük sebebi, gayrimenkul yatırımlarının artmasıdır. Eğer üretime kaysaydı bu paralar hiçbir sıkıntı olmazdı. Yani dünyanın her yerinde gereksiz çok gayrimenkul yatırımı yapıldı. Bu ister istemez mali piyasa dengelerini bozdu, ama düzelecektir. Şu anda, sektörde ihracat yapanlar iyi para kazanıyor. İhracat devam ettiğinde, bugün kapanan tekstil firmaları tekrar açılacaktır. Bunlar milli servet değil mi, yazık değil mi? Bu kadar tesis kapandı. Onları niçin kimse görmek istemiyor, anlamıyorum.

Türkiye’de krizlerden korkmaması gereken tek sektör Alüminyum sektörüdür.

Sürekli yeni tesisler açılıyor, sizce bu durum iyiye işaret midir?

Türkiye’de yatırım dendiği zaman gerekli fizibilite yapılmıyor. Doğru olur mu, olmaz mı düşünülmüyor. Bu işi yapanlardan bilgi alınmıyor. Tamam, bu sektör gelişiyor, doğru, malzemeye ihtiyaç var, ama bu malzemeyi üreten büyük tesisler zaten var. Sen de üret ama doğru üret. İşte zamanında olduğu gibi yine umut ediyorum,  kimsenin fazla canı yanmaz. Biraz bu açılışlar ters zamana gelmiş olabilir. Bugün, bir, iki pres almakla  alüminyumcu olunmaz. Üretmesini bilmek lazım. Piyasayı düşünmek, dünyayı düşünmek lazım. Kalite kontrolcü olacaksın, satıcı olacaksın. Malzemenin çıkışına kadar geçen tüm süreci sürekli takip edeceksin. Üretmeyi bilmeden bu işi yapmak olmuyor. Alüminyum fabrikalarının sahiplerinin çoğunluğu bu işin içinde yetişmiş insanlar. Bu kadar presi getirip kimlere malzeme satacaksınız? Bunu çok iyi düşünmek lazım. Biz ülkece, bazı şeylere bayağı bir heves duyuyoruz. Ben her zaman söylüyorum; yapıyorsan yap ama doğrusunu yap. Zarar vermeden yap.

Derneğin yönetim kurulundasınız. Sizce, bir takım şeyleri sektörde halen neden oturtamıyoruz?

Biz kendi yerimizi almak istiyoruz. Bir takım şeyler yapmak istiyoruz ama, anladığım kadarıyla bu bizlerin yapacağı bir iş değil. Bunu gençlerin yapacağına artık ben de inanmaya başladım. Çünkü hep sorun, hep sıkıntı. Bir şey yapacaksınız, aidat alamıyorsunuz. “Dernek bana ne verdi ki?" muhabbeti başlıyor. O yüzden bir gün herkes anlayacak neyin doğru neyin yanlış olduğunu. Onun için zamana ihtiyacımız var. Biz, Avrupa Alüminyum Birliği’ne üyeyiz. Bunun parasını ödemek bile sıkıntı. Toplayamıyorsunuz. Bunların hepsi sorun. Bir fuar bile olmuyor. Alüminyum fuarı bana tutar izlenimi vermiyor. İleride belki olabilir. şuan için sektör hazır değil. Ancak bu sorunlar, çözülmeyecek şeyler değil.

Şahap Bey iş dışında nelerden hoşlanır?

Benim bir tek hobim var. O da Haftada bir gün, Cumartesi veya Pazar günü briç oynamak. Yeşilyurt Kulübü’nde veya Bakırköy Briç Kulübü’nde arkadaşlarla toplanıp, oyun oynar, sohbet ederiz. Açık alanlarda spor yapmayı severim. Yeşilyurt’ta oturduğum için, sporumu rahatlıkla yapabiliyorum. Tabiatı çok seviyorum. Haftanın 4 günü en az bir saat yürüyüş yaparım. Sabahları mutlaka sporumu yapmış olarak işime gelirim. Yemek konusunda oldukça hassasım. Bir yerde yemek yiyeceksem, yeri çok özenerek seçerim. Özellikle aynı tabakta yemek yemeği sevmem. Evde bazen bulaşık konusunda güzel takışmalar olmuyor değil eşimle. Ben yemek merasimini çok severim. Gittiğim yerde en iyi hizmeti görmek isterim. Titizim, bu konuya önem veririm. Evimde bile yemeğe oturmam kalkmam bir saati bulacak. Bu sayede eşimle muhabbet etme fırsatı bulabiliyorum. Yaşam olarak sofra kültürüm çok iyidir. Benim için evdeki küçük olur, uyduruk olur ama düzen ve çevresinin temizliği çok önemlidir. Fabrikam da aynen evim gibi temizdir. Hiçbir yerde toz görmek istemem. 3 tane adamım ellerinde bezlerle sürekli fabrikanın içini temizlerler. Çünkü çok hoşlanmam çirkin görüntülerden. Ömrümüz burada geçiyor. Bu sebeple evimiz gibi olmalı. Hiçbir yerin kötü kokmasına müsaade etmem. Temizlik imandan gelir. Temiz değilsen düzen ve temizliğin yoksa hiçbir şey olamazsın.

Astaş’ın geleceği hakkında bizi biraz aydınlatır mısınız?

Onu gençler bilecek. Biz buraya kadar getirdik. Biz işe 3 kg alüminyumla başladık. Şu anda 100 kilolar işliyoruz. Bu aşamaya birden gelmedik. Bundan sonrası bizden sonrakilerin işi. Bu işyerindeki verimlilik, Avrupa’nın en verimli fabrikasıyla eş değer olmalı. Bunu yapabiliyorsak ne mutlu. İşimize, terbiyemizi, düşüncemizi verdik.

Sanayicinin evi, barkı, her şeyi vardır. Ama sanayicinin bir sevgilisi de makinesidir. Onunla konuşur, onu hisseder, onun temiz olmasını ister, ona aşıktır. Diğer güzelliği de belli bir yaşa geldiği zaman, “yaş ta geçti” derken, “bu hayatın tadı tuzu kalmadı” derken, bir bakıyorsun ki dünyalar güzeli torunların dünyaya gelmiş. O zaman, bir kez daha dünyaya gelmiş gibi seviniyorsun. Onların yaşına iniyorsun ister istemez. İşte o zaman, o hayat sana o kadar güzel geliyor ki, “iyi ki yaşıyorum” diyorsun. Yeni bir heyecan, onlara olan aşk ayrı bir şeydir. Bunlar yaşanması gereken güzel şeylerdir. Evladımla oturup muhabbet etmek beni çok mutlu ediyor.

Tabi ki unuttuğumuz şeylerde yok değil. Örneğin firma olarak her sene doğramacılarımızla birlikte bir yemek yerdik, birbirimizle sohbet eder, birbirimize takılırdık. Bu sıralar onu yapamıyoruz. Daha önceden yaz geldi mi hemen bir yerlere atardık eşimle birlikte kendimizi. Onu da unutmaya başladık. İşler yüzünden bir takım şeyleri de unutur hale geldik sanırım. Sanayicinin bir başka sevgilisi de fabrikasıdır.

Bu sevgililer tabiî ki sizi evden uzak tutuyor. Eşinizle işiniz arasında köprüyü iyi oluşturmak gerekiyor. Bunu başarmak için inanın bende çok uğraşıyorum.

Astaş Alüminyum şu anda 2000 tonluk bir pres getirmek üzere. 750 ton kapasiteli eloksal tesisi kuruyoruz. Burada 2800 tonluk ve 2000 tonluk iki presle çalışmaya devam edeceğiz. Sanayici bisiklete binmiş insan gibidir. Sürekli pedal çevirmek zorundadır;yoksa düşer onun için, sürekli yatırım yapmak zorundadır. İşletmenin parasını başka bir yere veren sanayici mutlu olamaz. Bu yatırımdan sonra, daha ziyade alüminyumun diğer yönlerine el atmak istiyoruz. Alüminyumun konfeksiyon işine girmek istiyoruz. Avrupa’da yapılan işleri biz yapmak istiyoruz. Onun ötesinde yatırıma devam edeceğiz. Sektördeki yerimizi her zaman korumayı bilmenin yollarını arayacağız.

Sayın Kıran, teşekkür ederiz.

Ortalama Puan: 8.6
Geri
 
 
 
Anasayfa Hakkımızda Firmanızı Kayededin İletişim
                  Copyright © 2010 Vizyon Tanıtım. Tüm hakları saklıdır. xdizayn.net .